yaktım ateşi
cekeceksin içine acı dumanı
ve sonra hatırlanmayan park varya
işte orada bulacaksın
bilinmedik sözleri
eğer orada duruyorsa o eski sarı telefon
ve eğer yoksa bir arıza paslı eski tellerde
çalıyor olmalı zırıl zırıl
çınlatıyor olmalı duvarları
eğer kimse yoksa bakmıyorsa duymuyorsa
su an nerede olduğunu bilsem
ve birde beni istediğini
gidermiydim yanına
gözlerine bakabilmek için
benim için hala bir
ütopyasın
uzak çok uzaklarda
çözülmeyi bekleyen
bir problemsin
seni seviyorum
farkında değilsin
elveda
gidiyorum
acılarımı cebime koydum
anılar kulak arkası
bu şehrin her şeyini unutabilirim
insanlarını ciğerimi delen hüznünü
renklerini
senden başka
dün sokakda yürürken
adını duyduğuma yemin edebilirim
arkamı döndüğümde kimse yoktu oysa
adını tekrar duyduğumda
4 kuş havalandı kaldırımdan
o an onlara katılıp
kralın beklenmeyen ölümü
sarstı tüm insanları
bir devre adını yazdırmış
bir kraldı
beklenmeyen ölümüyle
tüm insanlar ağladı
şaşalı bir cenaze töreni
gömdüler
bir dilenci
oturup bir şeyler
söylemek isterim sana
boğazım düğümlenir
durgunlaşırım
yağmur yağar
kar olur
aşıp sana gelmek isterim tabiatı
bir şey olur
kalırım
düşünüp nasıldı
hep gece uykudayken
insanoğlunun yarısı
bende bir titreyiş
aşka dair
nasıl tanımlanır bilemem
hiç bilmediğim canlılar
uyanır beynimde
sonra ürer çoğalırlar
sensiz kahrolmak vardı
seninle yaşamak vardı
dolu dizgin
seninle her gece birbirimizi
yenilemek vardı odalarda
odalara sığmamak vardı
bir sel gibi taşmak vardı gecelerden